Evdeki Hasta İçin Çalınacak İki Kapı Var: Evde Bakım Yardımı ile Evde Sağlık Hizmeti Aynı Şey Değil

Ilgın Öztürk
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Bir evde yıllardır yatan bir anne düşünün. Kızı ya da gelini her sabah onu çevirir, yıkar, yedirir, ilaçlarını verir. Ev sessizdir, çünkü bakım veren kişinin dışarıya çıkacak vakti de gücü de yoktur. Böyle bir evde aile bir gün şunu sorar: “Devlet bu durumda bize ne veriyor?” Soru basit, cevap ise hiç basit değil. Çünkü ortada tek bir kapı yok. İkisinin adı da “evde” diye başladığı için sürekli birbirine karışan iki ayrı hizmet var, biri sosyal hizmet, diğeri sağlık hizmeti.

Rakamları bu yazıya özellikle koymadım. Tutarlar, gelir oranları ve süreler sık değişiyor ve eski bir sayıyla yola çıkan insan boşuna umutlanıyor ya da boşuna vazgeçiyor. Ben size nasıl bir sistemin olduğunu anlatayım, rakamları ise başvuracağınız kurumdan öğrenin.

Evde bakım yardımı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının il müdürlüklerinde yürüyen bir destek. Engelli bir insanın kurumda değil, ailesinin yanında, kendi evinde yaşamasını sağlamak için düşünülmüş. Asıl dikkat çeken yanı ise ödemenin kime yapıldığı: engelli bireye değil, ona bakan kişiye. Bence bu ayrım küçük görünse de önemli, çünkü sistem evde bakım emeğini bir iş olarak tanımış oluyor. O emek hiçbir zaman gerçek değerinin karşılığını almıyor, ama yok sayılmıyor da.

Bu yardımdan yararlanmak için iki şartın aynı anda sağlanması gerekiyor. Birincisi hane geliri. Evdeki herkesin toplam geliri kişi sayısına bölünüyor ve çıkan rakam asgari ücretin belirli bir oranının altında kalmalı. İkincisi sağlık raporu. Yetişkinlerde raporda “ağır engelli” ya da “tam bağımlı” yazması aranıyor, çocuklar için ise farklı ibareler kabul ediliyor. Ama ailelerin çoğunun gözünden kaçan bir nokta var: Engelli raporu cebinizde diye hak kazanmış olmuyorsunuz. Bir de komisyon, o kişinin başkasının yardımı olmadan hayatını sürdüremeyeceğine karar vermek zorunda.

Bu komisyon dediğimiz şey kâğıt masasında oturan bir heyet değil. Eve geliyorlar, hastayı görüyorlar, bakım veren kişiyle konuşuyorlar ve bir bakım planı çıkarıyorlar. Sosyal hizmet uzmanlarının sahadaki işi tam olarak bu. Bir dosyadaki rapor ile evdeki gerçek durum her zaman aynı şeyi söylemez. Birini görmeden, evin içine girmeden onun neye ihtiyacı olduğunu anlayamazsınız. Bu süreçte bakım veren kişi de yalnız bırakılmıyor, psikososyal destek planın içinde yer alıyor.

Bu alanda Ocak 2026’da yönetmelik değişti ve bence ailelerin bilmesi gereken birkaç şey var. Gelir hesabında kira ve araç gibi kalemlerin nasıl sayılacağı belirlendi. Yeni bir adrese taşınan kişi nakil işlemini belirli bir süre içinde yaptırmazsa yardım sonlanabiliyor. Yersiz ödenen paralar yasal faiziyle geri istenebiliyor. Bunlar kuru maddeler gibi görünüyor, ama bir ailenin hayatında büyük farklar yaratabilir. Evde değişen her şeyi, taşınmayı, geliri, bakım düzenini ilgili kuruma bildirmek gerekiyor. Haber vermemek, haksız bir yardımı değil, bir ailenin başını belaya sokmayı getirebilir. Kararlara itiraz hakkı da var, ancak süre kısa olduğu için tebligatı alan kişinin vakit kaybetmemesi lazım.

İkinci kapıya gelince, o Sağlık Bakanlığının evde sağlık hizmeti. Haziran 2026’da bu alanda yeni bir yönetmelik yürürlüğe girdi. Hastaneye gitmekte zorlanan insanlar için sağlık ekibi eve geliyor. Tanısı konmuş bir hastalık nedeniyle yatağa, cihaza ya da eve bağımlı olanlar, yaşlılık yüzünden sağlık hizmetine ulaşamayanlar ve palyatif bakım gereken hastalar bu hizmetin kapsamında. Yara bakımı, sonda uygulaması, tetkik alınması, reçete yazılması, bez ve ilaç raporlarının yenilenmesi gibi işler evde yapılabiliyor. Hastaneden taburcu olduktan sonra bir süre devam eden bakım da mümkün.

Başvuru için ESHİM denen iletişim merkezi, e-Nabız ya da aile hekimi kullanılabiliyor. Bakanlığın sayfasında ve yönetmelikte iletişim numarası olarak 444 38 33 yer alıyor, yayımlanmadan önce bir kez daha kontrol etmenizi öneririm. Başvurudan sonra bir hekimin yönettiği ekip eve gidiyor, hastayı görüyor ve bir ziyaret planı çıkarıyor.

İki hizmet arasındaki fark bence şu: Biri evdeki bakım emeğini destekliyor, diğeri tedaviyi ve takibi eve getiriyor. Aynı evde ikisine de ihtiyaç olabilir. Farklı bakanlıkların yürüttüğü hizmetler olduğu için ayrı ayrı başvuru gerektirdiğini anlıyorum, ama ikisinin birlikte alınıp alınamayacağına dair net bir açıklama bulamadım. Kendi durumunuz için ilgili kuruma sormak en sağlıklısı.

Bu konuda en çok düşündüğüm şey ise bakım veren kişi. Çoğu evde bu yükü tek bir insan taşıyor, çoğunlukla da bir kadın. İşinden, sağlığından, arkadaşlarından vazgeçiyor ve bunu fedakârlık bile saymıyor, “bana düşen bu” diyor. Evde bakım yardımı bu emeği tam anlamıyla karşılamaz, bunu biliyorum. Ama o insanın var olduğunu kabul eden bir sistemin içinde olmak, hiç olmamaktan çok farklı.

Hakkı olan bir ailenin başvuru yapmaktan çekinmemesi gerekiyor. Zorlandığınız bir yerde bir sosyal hizmet uzmanıyla konuşmak da yolu kısaltabilir. Mevzuat ne kadar ayrıntılı yazılırsa yazılsın, bir ailenin gerçek durumunu anlayıp doğru kapıya yönlendiren yine insanlar oluyor.

Ilgın Öztürk

Evdeki Hasta İçin Çalınacak İki Kapı Var: Evde Bakım Yardımı ile Evde Sağlık Hizmeti Aynı Şey Değil
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!