Başka bir şehirde çalışan bir oğul düşünün. Annesi kendi evinde tek başına yaşıyor. İlaçlarını bazen unutuyor, akşamları konuşacak kimse yok, oğul ise her gün telefonun başında “yemek yedi mi, ilacını içti mi” diye kaygılanıyor. Bu ailenin ne devlete güveni eksik ne de annesine sevgisi. Sadece günün her saatinde orada olamıyor. Geçen yazımda devletin bu tür ailelere sunduğu iki destekten, evde bakım yardımı ile evde sağlık hizmetinden söz etmiştim. Bu yazıda üçüncü seçeneği, özel evde bakım hizmetini anlatıyorum.
Örnek olarak SVR Elite’yi aldım. Kurumu Sıla Sever kurdu ve ben de SVR Elite’nin sosyal medya içeriklerini hazırlıyorum. Sitesini baştan sona okuyunca bu hizmetin nasıl olduğunu anlatmak istedim.
Özel hizmet, devletin desteklerinin yerini almıyor. Evde bakım yardımı ile evde sağlık hizmeti kendi şartlarıyla devam ediyor. Özel hizmet daha çok günlük düzenle, yaşlı insanın yalnız kalmamasıyla ve ailenin içinin rahat etmesiyle ilgili. Bazı ailelerin tam olarak ihtiyaç duyduğu şey de bu. Bir aileyi yoran şey her zaman büyük bir kriz olmuyor. Çoğu zaman günlerin birbirine eklenen küçük sorumlulukları insanı tüketiyor: sabah ilacın saati, öğlen yemeğin hazırlanması, akşam yalnız kalan birine telefon etmek, haftada bir doktora götürmek. Hiçbiri tek başına büyük bir iş değil, ama hepsi bir arada ağır.
SVR Elite kendini “VIP Evde Bakım ve Geriatrik Koordinasyon Hizmetleri” diye tanıtıyor. Bu tanımdaki “koordinasyon” kelimesi dikkatimi çekti. Geriatri yaşlı sağlığı demek. Koordinasyon ise refakatin, sağlık takibinin, günlük yaşamın ve aileyle iletişimin bir arada yürütülmesi demek. Evde yaşlı birine bakmanın zor tarafı bence tam burada. Çoğumuz bakımı “birinin yanında durmak” olarak düşünüyoruz. Oysa bakım, birbirine bağlanması gereken bir sürü ayrı işin toplamı. Birinin bunları birbirine bağlaması, ailenin sırtındaki en büyük yükü hafifletiyor. Bir kurumun kendini bu kelimeyle tanıtması da bakımı bir “hizmet satın almak”tan çok bir “düzen kurmak” olarak gördüğünü gösteriyor.
Sitenin hizmet kapsamı bölümü şu cümleyle başlıyor: “Standart kalıplar yerine ihtiyacı doğru anlamaya odaklanıyoruz.” Bence bakım hizmetinin özü bu cümlede. İki yaşlı insan birbirine benzemiyor. Biri her sabah yürüyüşe çıkmaya alışmıştır, diğeri öğleden sonra sessiz bir odada dinlenmeyi sever. Biri kendi yemeğini kendi yapmak ister, diğeri sofrada yanında birinin oturmasını. Kurum hizmetin süresini, kapsamını ve hizmet alan kişinin profilini bir görüşmeden sonra kişiye özel belirlediğini söylüyor. Önce insanı tanıyıp planı ondan sonra kuruyorlar. “Kişiye özel” ifadesini artık her yerde görüyoruz ve çoğu zaman içi boş bir etiket gibi duruyor. Burada ise bu kelime, planın görüşmeden sonra çıkması gibi somut bir uygulamaya bağlı. Bir hizmetin bu iddiasını ciddiye almak için de tam olarak buna bakmak gerekiyor: Plan mı önce yapılıyor, tanışma mı?
Süreç dört adımda ilerliyor. İlk adım ilk görüşme: ihtiyaç, konum, süre ve ailenin beklentisi birlikte değerlendiriliyor. Bakım ihtiyacı yalnızca yaşlı insanın değil, bütün ailenin meselesi. Yaşlı kişinin neye ihtiyacı olduğu kadar, ailenin neyi üstlenebildiği de önemli. Kimi ailede çocuklar başka şehirde, kimi ailede bakımı tek kişi üstleniyor, kimi ailede yaşlı kişi yardım almak istemiyor ve ailesi bunu nasıl yöneteceğini bilmiyor. Bunların hepsi planı etkiliyor. İlk görüşmede bunların masaya konabilmesi, sonradan çıkacak sorunların büyük bölümünü baştan çözmek anlamına geliyor. Bana göre bu adım, hizmetin geri kalanını belirleyen asıl adım.
İkinci adımda uygun uzman personel kadrosu belirleniyor ve bu kadroyla birebir bir refakat ve takip planı hazırlanıyor. Her evin düzeni ve dengesi farklı olduğu için bu eşleşmeyi önemli buluyorum. Bir yaşlı için evine giren kişi yalnızca bir çalışan değil, günlerinin büyük kısmını geçireceği biri. O yüzden kimin geleceği, ne kadar tanışma süresinin olacağı ve aynı kişinin sürekli gelip gelmeyeceği, bakımın kalitesini ciddi şekilde etkilediğini düşünüyorum. Bir aile olarak ekibi kimlerin oluşturduğunu ve belgelerini sormak da en doğal hakkımız. İyi bir hizmetin bu sorulardan rahatsız olmaması gerekir.
Üçüncü adım planlı hizmet. Kısa ya da uzun süreli süreç, belirlenen program dahilinde ilerliyor. Ameliyat sonrası birkaç haftalık bir destek ile yıllara yayılan bir refakat birbirinden çok farklı şeyler. Kimi ailenin ihtiyacı günün birkaç saatinde, kimininki gün boyu yanında birinin olmasında. Süreyi baştan netleştirmek, hem yaşlı insanın hem ailenin alışkanlıklarını korumasını kolaylaştırıyor. Planlı olmak ayrıca bir güvence de sağlıyor, çünkü yaşlı bir insan için düzen bozulmadığında rahatlık da sürüyor. Her gün farklı biri, farklı saatte gelen bir düzen yaşlıyı yoruyor, bu yüzden programın belli olması bakımın kendisi kadar önemli.
Dördüncü adım aile bilgilendirme ve bence en değerli adım bu. Her ziyaretten sonra aileye düzenli ve anlaşılır bir geri bildirim veriliyor. Kurum bunun güvenli bir iletişim akışıyla yürütüldüğünü de belirtiyor. Başlangıçtaki oğulu düşünün: Annesinin o gün nasıl olduğunu, yemeğini yiyip yemediğini, ilacını alıp almadığını, keyfinin yerinde olup olmadığını bilmek onun için büyük fark yaratıyor. Çünkü uzaktan bakım veren birinin en büyük sıkıntısı bilgisizlik. Bilmediği şeyi hayal ediyor ve hayal ettiği şey çoğu zaman gerçekten daha kötü oluyor. Düzenli ve anlaşılır bir geri bildirim, bu belirsizliği ortadan kaldırıyor. Sitede mahremiyet ve güven de ayrıca vurgulanıyor. Bir yaşlının evine girmek, bir ailenin hayatına girmek demek ve bunun sorumluluğunu ciddiye almak gerekiyor.
Hizmetin içeriği dört ana başlıkta toplanıyor. Kişiye özel uzman refakat, kısa ya da uzun süreli ihtiyaçlar için günlük rutine ve aile beklentisine göre birebir planlanıyor. Evde sağlık ve yaşlı bakım başlığında vital bulgu takibi, ilaç hatırlatma, rutin gözlem ve yaşlı bakım desteği sayılıyor. Bu başlığı Sağlık Bakanlığının evde sağlık hizmetiyle karıştırmamak gerekiyor, özel kurumun kendi hizmet tanımı. İlaç hatırlatma da ilacın saatinde alınması için yanında birinin olması demek, tedaviyi hekim planlıyor. Bunu ayrıca önemli buluyorum, çünkü yaşlılarda ilaç düzeni sık aksayan şeylerden biri ve bunu hatırlatacak bir insanın varlığı küçük görünse de büyük fark yaratıyor. Butik yaşam asistanlığı kişinin alışkanlıklarına, sosyal yaşamına ve konfor alanına uyumlu günlük destek sağlıyor. Aileye düzenli takip ise her ziyaret sonrası bilgilendirmeyi ve süreç takibini kapsıyor.
Bu hizmetin en insani yanı bence yaşam asistanlığı. Çünkü yaşlı bir insanın ihtiyacı yalnızca tansiyonunun ölçülmesinden ibaret değil. Gazetesini okumak, sevdiği çayı içmek, komşusuyla sohbet etmek, bir pazar sabahı balkona çıkmak da onun hayatının parçası. Kurum bunu “yaşlı bakım, sosyal eşlik ve günlük rutin desteği” diye anlatıyor. Sosyal hizmet okuyan biri olarak şunu çok önemsiyorum: Yaşlı bakımı yalnızca fiziksel ihtiyaçları karşılamak değil, kişinin kendi hayatında söz sahibi olmaya devam etmesini sağlamak da. Yaşlanınca insanların en çok kaybettiği şeylerden biri kararlarını kendi verebilme hissi. Bakım ne kadar iyi niyetle yapılırsa yapılsın, kişiyi kendi evinde bir “hasta” konumuna indirgiyorsa eksik kalıyor. Sitedeki “duygusal destek, güven ve süreklilik” vurgusu da bence bu yüzden değerli. Yalnızlık da yaşlılıkta bir sağlık sorunu kadar gerçek ve bunu görmek, bakımın kapsamını genişletiyor.
Kendi ailem için bir bakım hizmeti arıyor olsam şunlara bakardım. Beni ve yakınımı tanımaya çalışıyorlar mı, yoksa hazır bir kalıp mı uyguluyorlar? Plan süreyi, rutini ve beklentilerimizi birlikte düşünüyor mu? Her ziyaretten sonra bana nasıl ve ne sıklıkla haber verecekler? Bakımı kimler yapacak, belgeleri ve deneyimleri neler? Bu soruların cevapları, hizmetin adından çok daha fazlasını anlatıyor. Bir bakım hizmetini seçerken tanıtım metnine değil, bu sorulara verilen cevaplara güvenmek gerekiyor.
Bakım dediğimiz şey, sonunda bir güven ilişkisi. Evinde yaşlanmak isteyen bir insanın bu isteğinin yanında durmak ve bunu mümkün kılacak düzeni kurmak hepimizin ortak sorumluluğu. Devletin sunduğu destekler, özel hizmetler ve ailenin kendi emeği birbirini tamamladığında o evdeki herkes biraz daha rahat nefes alıyor. Başlangıçtaki oğul da, annesi de, sonunda aynı şeyi istiyor: Birbirlerinden uzak olsalar bile birbirlerinin iyi olduğunu bilmek.
Ilgın Öztürk