Hastaneden taburcu olan babasını eve getiren bir kızı düşünün. Valizler kapıda, komşular merdivende, herkes “geçmiş olsun” diyor. Baba yatağına yerleşiyor, kız mutfağa gidip çay koyuyor. Sonra ev bir anda çok sessizleşiyor. Hastanede her saat başı bir adım sesi vardı, bir kapı açılıp kapanıyordu. Şimdi sadece duvardaki saatin sesi var. Kız çayın başında kendine bir soru soruyor: “Peki şimdi ne olacak?”
Ben bu ana taburculuktan sonraki sessiz boşluk diyorum. Hastane tarafında bir süreç tamamlanmış görünüyor ama bir ailenin hayatında yeni bir dönem o akşam başlıyor.
Taburculuk hep iyi bir haber gibi anlatılıyor ve haklı da, kimse hastanede kalmak istemez. Ama bu iyi haberin içinde pek konuşulmayan bir yer var. Hastanede bir insan, farkında bile olmadan pek çok kişinin emeğiyle ayakta duruyor. Eve gelince bu düzenin yerine aile giriyor. Kimsenin buna hazır olmadığını düşünüyorum, çünkü bize bunu hiç öğretmediler. Bir gün birinin yanında durmak zorunda kalıyoruz ve nereden başlayacağımızı bilmiyoruz.
Bu boşluğu görenler de var. Sağlık Bakanlığının evde sağlık hizmeti tam bu ihtiyaç için var: Hastaneye gitmekte zorlanan ya da ev ortamında takip edilmesi gereken hastalar için bir sağlık ekibi eve geliyor. Haziran 2026’da yayımlanan yeni yönetmelikle bu hizmetin çerçevesi yeniden çizildi. Başvuru hasta ya da yasal temsilcisi tarafından e-Nabız veya ESHİM üzerinden yapılabiliyor, aile hekimi de sürecin içinde. ESKOM adı verilen koordinasyon merkezi başvuruları değerlendirip ilgili birime yönlendiriyor. İlk ziyaret de sorumlu bir hekim eşliğinde yapılıyor. Hizmet esas olarak mesai saatlerinde veriliyor, bu yüzden acil bir durumda ekibi beklemek yerine 112’yi aramak gerekiyor.
Yönetmelikte dikkatimi çeken şey, taburculuğun da koordinasyonun bir parçası sayılması. Aile hekimi, evde sağlık hizmeti alan hastasının reçete takibine bakıyor. Hastane, aile hekimi ve evdeki ekip arasındaki kayıtların elektronik ortamda paylaşılması öngörülüyor. Yani hastanede kopan bağı eve taşımaya çalışan bir düzen kurulmak isteniyor.
Kasım başında bu konuda yeni bir açıklama da geldi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, taburcu edilen hastalar için evde takip uygulamasını duyurdu. Aile hekimleri, hastaneden eve dönen ve evde sağlık ihtiyacı olan hastaları ESKOM’a bildirecek. Uygulama şimdilik pilot illerde başlıyor. Hangi illerde olduğu ve ne zaman yaygınlaşacağı açıklanmadı. Kendi ilinizde sistemin nasıl işlediğini aile hekiminize ve hastaneye sormanızda fayda var.
Bu hikâyenin bir de sosyal hizmet tarafı var ve ben en çok onu önemsiyorum. Hastanelerde sosyal hizmet uzmanları çalışıyor ve bu alana tıbbi sosyal hizmet deniyor. Taburculuk planlaması da bu mesleğin temel işlerinden biri. Hasta eve gitmeden önce evinin durumu, bakımı kimin üstleneceği ve hangi desteklere ihtiyaç duyabileceği konuşulmalı. Gerçekte bu görüşmenin her hastaya ve her hastanede aynı şekilde yapıldığını söyleyemem. O yüzden hasta yakınlarının hastanedeki sosyal hizmet birimine kendiliğinden gidip “eve gidince ne yapacağız” diye sorması bana çok yerinde geliyor.
Kalıcı bir bakım ihtiyacı varsa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının evde bakım yardımı da gündeme gelebiliyor. Bunun için sağlık kurulu raporu ve bakım ihtiyacının değerlendirilmesi gerekiyor, gelir şartı da var. Özel bakım hizmetleri de bazı ailelerin tercih ettiği bir yol. Hangisinin kimin için uygun olduğunu anlamanın yolu, önce sormaktan geçiyor.
En az konuşulan taraf ise bence evde bakımı üstlenen kişi. Hastayla birlikte onun hayatı da değişiyor. İşinden, uykusundan, kendine ayırdığı zamandan vazgeçiyor ve çoğu zaman bunu fedakârlık olarak bile görmüyor. İlk günler genellikle endişeyle geçiyor. Her sesle irkilmek, “doğru mu yapıyorum” diye düşünmek, gece kalkıp yatağın başında nefesi dinlemek çok doğal. Bunu yaşayan biri varsa, o endişenin sebebi bir insanı çok önemsemesi.
Taburculuk yaklaşırken üç şeyi yapmanızı öneririm: hastanenin sosyal hizmet birimiyle konuşmak, evde sağlık için başvuru yapılıp yapılmadığını sormak ve bir sorun olduğunda kimi arayacağınızı öğrenmek. Bunları taburculuk günü sormak zor, bir iki gün önceden başlamak iyi olur.
Başlangıçtaki kıza dönersek, o akşam çayını içerken aklındaki soruya bir cevap arıyordu. Cevap herkes için aynı değil. Ama hastane kapısından çıkıldığında bakım bitmiyor, evde başlıyor. O evde yanında kimlerin olduğunu ve kime ulaşabileceğini bilmek, sessizliği en çok dolduran şey olacak.
Ilgın Öztürk