Çocukların dijital dünyanın sokaklarında yalnız başına yürüdüğü ve ebeveynlerin onların elini tutmak için çabaladığı bir dönemden geçmekteyiz. Bu konuda yer alan çalışmalar, paylaşımlar ve teorik bilgiler çoğu zaman aileler için uygulanabilirlik noktasında zorluklar doğurmaktadır. Çünkü sanal dünya hayatın her alanında kullandığımız ve yaşadığımız bir mecra haline gelmiş ve evlerde, sokaklarda, okullarda sürekli ekrana bakan kişiler görmemiz olağan hale gelmiştir.
Buraya kadar yaşadığımız sürecin olumlu veya olumsuz etkilerini konuştuğumuzda, sonuca bakmak bu konuda önemli bir noktadır. Her zaman konuştuğumuz mahremiyet konusu burada öne çıkan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hukuki ve psikolojik olarak irdelenmesi gereken bu konuyu biraz irdelemek gerekirse, karşımıza çıkan KVKK (Kişisel Verileri Koruma Kurumu) yasal süreçleri takip etmek için iş başındadır.
KVKK Kişiyi Nasıl Korur?
2010 yılında Anayasa’nın 20. Maddesi 5982 sayılı Kanun’ la kişilerin verilerinin korunmasını isteme hakkı anayasa ile güvence altına alınmıştır. 6698 sayılı Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un amacı açık bir şekilde belirtilmiştir.
KVKK’nın Amacı
Kişisel verilerin işlenmesinde, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak,
Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usül ve esasları düzenlemek,
Kişilerin mahremiyetini korumak,
Kişisel veri güvenliğini sağlamak.
(Kvkk.gov tr)
Çocukların Kişisel Verilerini Korumak
Bu konuda ilk iş ebeveynlere düşmektedir. Çocuklarının bilgilerini, her anını, okulunu, gezilerini, özel durumlarını paylaşan ve buna kendi verilerini de ekleyen ebeveynler aslında bir kanunu da ihlal etmiş sayılmaktadır. Masum gibi görünen her eylem, çocuklar için bir tehlikenin varlığına zemin hazırlayabilmektedir.
Algoritmalar Kime ve Neye Hizmet Eder?
Girdiğimiz, konuştuğumuz hatta düşündüğümüz her verinin sadece bizim için işlenmediği aşikardır. Yani verilerimiz her ne kadar yasal olarak koruma altına alınmış gibi gözükse de, bu konuda açıklara sızmaya çalışan ve bu verileri kullanmakta sakınca görmeyen kişiler olduğu da şüphesizdir.
Özellikle; çocukların hakkını gözetmekte sorumlu olan aile, ebeveyn ve toplum olarak mahremiyet ve yasal haklar da göz önünde bulundurularak önlem alınması, toplumun en küçük birimi olan ailenin korunmasında başat görev edinilmelidir.
Yayınlarda ve Paylaşımlarda Çocuklar Neden Özne?
Bu konuda, araştırmalardan bağımsız sadece gözlemle bile çocukların kitle iletişim araçları yayınları ve sosyal medya paylaşımlarında ne denli göz önünde olduğunu görmekteyiz. Hiçbir çocuk hakkı gözetilmeksizin, yüksek izlenme oranları alan içeriklerin öznesi, savunmasız çocuklar olmaktadır. Bunun olumsuz sonuçları görüldüğü halde, paylaşımlar devam etmektedir.
Çok açık hale gelen bu platformlar çocuğun izlendiği ve her anına ortak olunan bir mecra olmakla birlikte, çocuğun bugününü ve geleceğini olumsuz şekilde etkileyecek dijital ayak izlerine dönüşmektedir.
Aile ve Toplum Olarak Çocukları Nasıl Korumalıyız?
Her paylaşım, her söz ve her girdi iz kaydımız olarak tarihe not düşmektedir. “Söz uçar, yazı kalır” sözü bu durum için söylenmemiştir elbette ama tam da karşılığı bugünümüze ışık tutmaktadır. Elini sokakta bir an olsun bırakmak istemediğimiz, yabancılardan sakındığımız, korumak kelimesini derinden hissettiğimiz çocuklarımız için bir eşik olan dijital medya araçlarının kullanımı konusundan önce, onları bu mecralarda görünür kılmamak ailenin sorumluluğundadır. Buna, okula emanet edilen çocuklarda eğitimciler de hassasiyetle yaklaşmalıdır. Ve toplum olarak mahremiyeti aşan, çocuğun istismar edildiğini düşündüren her paylaşımın üzerinde şikayet mekanizmasıyla durulmalıdır.
Özetle;
Her sürecin bir sonuca ulaştığı varsayılırsa, süreçte yaşanan olayların kronolojik sıralamasını, tehlikeli olabilecek bir olguyu önceden tahmin ederek planlamak doğru olacaktır. Yani bir şeyi paylaşırken, sadece kendi gözümüze sevimli geldiği ve bizi iyi hissettirdiği için değil, camın arkasındaki kişilerin de görüp nasıl değerlendireceğini bilerek paylaşmamız ya da hiç paylaşmamamız gerekmektedir. Konuşurken zihnimizden geçirdiğimiz süzgeç, parmaklarımız paylaşım yaparken de devreye girebilirse, bir durup, düşünüp bunu paylaşmam bana nasıl bir geri dönüş sağlar diye sormak hem kendimizi, hem çocuklarımızı korumak adına önemli bir adım olacaktır.
“Çocukları korumak ve onların haklarına saygılı olmak ebeveynin sorumluluğundan başlayarak, topluma emanet edilir. “