Yeni bir duruma, mekana veya yokluğa alışmanın hem fiziksel hem de psikolojik süreci bazı kişilerde daha kolay olurken, bazılarında ise çok sancılı gelişebilmektedir. Beynin alışma sürecindeki rolü ve bunun kişideki ruhsal uyumsama süreci herkeste aynı olamayabilmektedir.
Uyum sürecinde beyinde neler oluyor?
Okula başlamak, yeni bir iş, farklı bir şehirde yaşamak, sevilen birinin kaybı gibi durumlar ele alındığında, alışmak kelimesi ve yeni duruma uyum süreci beyin gelişimi açısından çeşitli süreçler barındırır.
Peki neden uyum sağlamak bu kadar önemli? Çünkü beyin yeni bir beceri, durum ya da olay karşısında süreçlerini hızlıca tamamlamaya çalışır ve bunu ne kadar sağlıklı şekilde gerçekleştirirse, bireyin duruma alışması o kadar kolay olmaktadır.
Yeni bir durumda beyin nöral plastisite (bilişsel esneklik) denen süreçte hızlıca yeni nöral bağlantılar kurar ve kişi aynı şeyleri tekrarladığında bu bağlantılar kalıcı hale gelir. Akabinde beyin sürekli maruz kaldığı ve tehlike yaratmayan uyaranları yani bizi daha önce rahatsız eden şeyleri “önemsiz” olarak kodlar ve daha filtreli bir ortamı oluşturur.
İşte bu aşamadan sonra tekrarlanan davranışlar otomatikleşir ve “alışkanlıklara” dönüşür.
Psikolojik açıdan yeni duruma alışmak
Alışmanın psikolojik evresinde yeni bir duruma verilen duygusal tepkilerin dengelenme aşamasına geçtiği gözlenmektedir. Mutlu ya da üzüntülü bir olay karşısında verilen yoğun duygu durumunun bir noktadan sonra normale döndüğü ve belirsizlik durumunun yol açtığı kaygı, korku ve stresin ortadan kalktığı anda kişinin yaşadığı karışıklık, kendini güvenli hissettiği andan itibaren yerini rahatlamaya bırakmaktadır.
Aslında bir şeye uyum sağlarken yaşanan psikolojik zorluk, zihinde verilen çabanın olumlu sonucunda beyinde gerçekleşecek fiziksel ve kimyasal bir dönüşümün habercisidir.
Heyecan mı, korku mu?
- İlk kez bir şeyi deneyimlemek, alışkanlıkların dışına çıkmak, bireye güvenli alanını terk etmiş ve konfor alanını kaybetmiş gibi hissettirebilir. Bu his bireyde tehlikedeyim sinyali oluşturduğu için kaygısını yönetmekte zorlanabilir. Bu düzlemde bakıldığında, ilk başlangıçta hissedilen heyecan ve korkunun sürecin doğal bir parçası olduğunu kabullenmek ve zamanla insanın doğası gereği alışma olgusunun gerçekleşeceğine dair bilgi sahibi olmak kaygının doğru yönetilebilmesini sağlayacaktır.
Özetle;
Doğumla başlayan yaşam yolunda birey durağan bir dünyaya gözlerini açmadığı için her zaman yeni bir durumla karşılaşacaktır. Bilişsel esneklik süreci ve psikolojinin dengeleme yeteneği sayesinde her yeni olay karşısında uyum sürecinin gerçekleşeceğini bilmek kişiye güvendeyim hissini aşılayacaktır.
Alışmak insan için her zaman kolay olmasa da, korkuların heyecanın önüne geçmesine izin vermemek ve kötü duyguların kalıcı olmadığının farkındalığını kazanmak, hayatı kolaylaştırarak bireyi yeni ortama hazırlar.